Günümüzde algoritma destekli üretken sistemler teknik bilgi sahibi olmaya gerek kalmadan kolay bir şekilde görsel üretilmesine imkân sağlamaktadır. Bu durum bir kurum için kolaylıkla onlarca logo varyasyonu çıktısı elde edilebilmesinin, tasarım eğitimi almamış kullanıcıların dakikalar içerisinde kendisine veya işletmesine bir görsel kimlik oluşturmasının önünü açmıştır. Geleneksel kurumsal görsel kimlik tasarımı üretiminde olan süreklilik, tutarlılık, özgünlük, şeffaflık gibi ölçütler ve diğer tasarım ilkeleri bu hızlı üretim sisteminde devre dışı bırakılmaktadır.
Bu noktada şu soru sorulabilir: Tasarımın ve özelde kurumsal görsel kimlik tasarımının hızla ve kolayca görsel üretmekten ibaret olmadığı yönündeki itiraz, disiplinin indirgenemez bir niteliğine mi işaret etmektedir; yoksa işini ve uzmanlığının değerini yitirme kaygısını taşıyan, geleneksel tasarım eğitimi almış bir mesleki topluluğun teknolojik değişim karşısında geliştirdiği bir savunma refleksi midir? Çokluk ve hız üzerine kurulmuş bir üretim tarzı ile özgünlük ve tutarlılık üzerine kurulmuş bir üretim tarzının hangisinin doğru veya yeterli olduğu güncel kurumsal görsel kimlik tasarımı araştırmalarının merkezindeki sorudur.
Bölümde, kurumsal görsel kimlik tasarımında algoritmik yaklaşımların ve yapay zekâ destekli üretimin etkisi, alan yazını taraması ile vaka çözümlemesinin birlikte kullanıldığı bir yaklaşımla ele alınmaktadır. MIT Media Lab’in algoritmik kimlik sistemi ve Adobe’nin yapay zekâ destekli kimlik yönetimi uygulaması, bu etkinin birbirinden farklı iki ölçekte nasıl göründüğünü ortaya koyan örnekler olarak incelenmekte; güncel araştırma bulgularıyla birlikte değerlendirilerek tasarımcının bu süreçteki yeri tartışılmaktadır.
